Zeytindalı Kadın Kooperatifi dikiş atölyesi, Ankara Mamak’ta ev eksenli çalışan kadınları güçlendirmek üzere kurulmuş. Kooperatif çatısı altında çalışan atölyenin öyküsünü Skype üzerinden yaptığımız söyleşide Nurcan Yalçın anlattı. Kooperatifin atölyeler sistemi özellikle ilgi çekici… Nurcan Hanım’a göre atölyelerin özerkliği başarılı bir sistem oluşturuyor. Bez çantalar üreten atölye, pek çok kadın kooperatifinde olduğu gibi ürünlerini pazarlamakta sorun yaşıyor. Son dönemde bir sosyal girişim olan Joon ile yaptıkları başarılı işbirliği, kapasitelerini geliştirmelerine katkı sağlamış. Yine de daha fazla bilinmek, tanınmak, seslerini duyurmak, geniş kitlelere ulaşmak istiyorlar. Başlığa taşıdığımız tümce aslında bu isteği dile getirmekte. Seslerine kulak vermek istiyorsanız söyleşimize buyurun!..

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kooperatif ortağı olmadan önce ne yapardınız?

Ben Nurcan Yalçın. 1964 Sivas doğumluyum. 1987’de evlenip Ankara’ya geldim. Tuzluçayırlıyım -Tuzluçayırlı olmak bir ayrıcalıktır. Aslında kooperatif ilk işim değil. Öncesinde 3 yıl evden pazarlama işi yaptım. Kadın çalışmalarının içindeyim; yaklaşık 20 yıldır KADER, Uçan Süpürge gibi kadın örgütleriyle çalışıyorum. Nerede bir yürüyüş vardır, nerede bir kadın çalışması vardır; Nurcan oradadır. Sonra kooperatif ortağı oldum.

Zeytindalı Kadın Kooperatifini bize anlatır mısınız?

Zeytindalı Kadın Kooperatifi 2004 yılında Ankara’da kuruldu. Kooperatifimizin başkanı Menşure Işık. Kooperatifimiz üç büyük projeye imza attı. Şu anda 21 ortak var. Bunların yedi tanesi atölye sorumluları olarak aktif. Biz üç kişi dikiş atölyesindeyiz. İki ortak eğitimde, iki ortak ise gümüş atölyesinde. Diğer ortaklar genelde mühendis, doktor; kendi alanlarında çalışıyorlar.

Biz dikiş atölyesi olarak Zeytindalı Kadın Kooperatifine beş yıl önce dâhil olduk. Yoksul bir bölge olan Ankara Mamak’ta ev eksenli çalışan kadınları güçlendirip ekonomik hayata katmak için kurulan bir atölye burası. Biz şuna inanıyoruz. Kadınlar sadece sosyal yönden değil ekonomik olarak da güçlenmeli.

“Kadın kooperatifleri olarak bütün sıkıntımız üretim değil, pazar.”

Zeytindalı Kadın Kooperatifine katılmadan önce dikiş atölyesi mevcut muydu?

Bunu, size üzülerek anlatacağım. Bu atölye aslında 2007 yılında “Kozadan İpeğe Kadın Kooperatifi” olarak kuruldu. Biz o kooperatifin kurucularıydık. On üç ortaklı, sosyal ayağı olan bir kooperatifti. Ama sürdüremedik iç çekişmeler nedeniyle – ya da liderlik diyelim. Yedi yıldan sonra kooperatifi kapatmak zorunda kaldık. Kooperatifi kapatınca biz üç arkadaş Zeytindalı’na geçip faaliyetlerimizi onlar üzerinden sürdürdük.

Zeytindalı Kadın Kooperatifi’ne ortak olduktan sonra misyonumuzu değiştirmedik. Yine sosyal ve ekonomik amaçlarımızı koruyarak devam ediyoruz. Biz katılmadan önce Zeytindalı’nda gümüş atölyesi vardı. Gümüş atölyesi kurslar halinde yürütülüyordu. Ama bizimle aktif hale gelmiş oldu Zeytindalı Kadın Kooperatifi.

Kozadan İpeğe Kadın Kooperatifinin başarısız olması sadece liderlik sorunundan mı kaynaklandı? Kooperatifin sürdürülememesini neler etkiledi?

Aslında şimdi de o zaman da bizim üreticilerin tek bir sıkıntısı var pazar. Yani çok güzel ürünlerimiz var. Siz de KEDV (6. Kadın Kooperatifleri Buluşması) toplantısındaydınız, orada konuşulanları biliyorsunuz. Kadın kooperatifleri olarak bütün sıkıntımız üretim değil, pazar. Gıdada da tekstilde de her yerde pazar bulmak, pazara ulaşmak çok zor.

Tekrar 2014’e dönersek, neden Zeytindalı Kooperatifi’ne katıldınız?

Şöyle düşündük. Atölyede biz üç kadın kooperatifçiliği önemseyen insanlarız. Tekrar bir oluşum olmaktansa -kadın kooperatifler çok yaşayamıyor çünkü- orada da yaşayan ve güzel giden bir kooperatif vardı… Ona dâhil olduk. Parasal yönden de atölyemiz burada sadece duruyordu. Tekrar açılsak maddi yönden de bunu yapacak durumda değildik.

Şu da çok güzeldi: Zeytindalı’nın atölyeler sistemi. Gerçekten bunu diğer kooperatiflerde de oturtursak aslında en sağlıklısı bu.

Atölye sistemini açıklar mısınız biraz?

Zeytindalı’nda şu anda 3 atölyemiz var: Dikiş, eğitim ve üretim, gümüş. Atölye sistemi burada iyice oturdu. Uzmanlık alanına göre atölyeler altında gruplanıyoruz. Mesela ben dikiş biliyorum. Öbürü gümüş yapıyor. Eğitim ve üretim atölyemizde mantar üretiliyor. Kültür mantarı işleniyor, turşusu yapılıyor. Bir de örgü atölyesi olarak hazırlık yapılıyor. Gündeme geldi, genel kurula sunulacak.

“Zeytindalı’nın atölyeler sistemi”

Mesela, dikiş atölyemizden bahsedelim. Dikiş atölyemizin geliri de gideri de bize ait. Diğer atölyeler de aynı. Buradaki bütün söz hakkı atölyelere ait. İş alımı, pazar, bölüşüm vs. Her şey atölyeye ait. Yani onun için kooperatife bir sıkıntı yok.

Sonuçta hepimiz kooperatifin ortağıyız. Hepimiz sorumluluğumuzu biliyoruz. Ama atölyede kendi alanında uzman olanlar olunca sağlıklı yürüyor. Bu sistem iyi işliyor. Örneğin bir çanta işi geldi. Bu çanta 21 kişinin kararı üstünden değil, 2-3 kişinin kararı üstünden gidiyor. İletişim de rahat; hemen aktif olarak burada karar verebiliyoruz. Şimdi niye bütün kadınları kooperatif altına toplayıp bir atölyenin içine dolduralım?

Diyelim ki çanta işini siz 3 kişi karar verip aldınız. Ancak ödemenin tahsilinde sorun çıktı; paranızı alamadınız. Sorumluluk kime ait olacak?

Eğer para ödenmediyse onun zararı atölyenin. Bu başımıza geldi. Biz internet üzerinden satış yapan bir kadına güvendik. Çok yüklü bir işti. Sonra yine bir iş yaptık, kadınlara destek olalım diye. İkisinde de bir dolandırılma yaşadık. Zarar kooperatifin diğer ortaklarından bağımsızdı. Bizim zararımızdı yani.

İlgili İçerik:   Her Şey İnsanın Kendisiyle Başlıyor, Bitiyor

Zeytindalı kooperatifi desteklere ulaşabiliyor mu?

Öz kaynaklarıyla kendi ayakları üstünde duran bir kooperatifiz. Kendi gücünüzle ayaklarınızın üstünde durduğunuzda güçlüsünüz. O zaman kimse size bir şey diyemiyor. Mamak’ta olmamızın bir sıkıntısı var. Belediyeler, halk eğitim merkezleri, valiler bize zaten yardım etmezler. Bu sene bir veri tabanı oluşturalım istedik; çok küçük bir örgütlenme için proje aldık.

Atölyede neler üretiyorsunuz?

Üçümüz de çevreci ve duyarlı bir grubuz. Atölyeyi kurarken ‘Naylon poşete hayır!’ dedik. Bez çantalarla piyasaya girdik. Çok da tutuldu. Sağ olsun kadın örgütleri, üniversiteler bütün konferans çantalarını bize diktirdiler. Sonrasında tabii ki farklı farklı ürünler geliştirip piyasada tutunmaya çalışıyoruz. Örneğin Joon’un ürünlerini biz yapıyoruz.İşimiz güzel, kalitemiz güzel.

“Bez çantalarla piyasaya girdik.”

Bez çanta dışında neler üretiyorsunuz?

Aslında sipariş üstüne verilen her ürünü yapıyoruz. Yani laptop çantaları, kalemlikler, portföyler… İnternetten bir resmi alıp da yollasalar “bize şunu yapabilir misiniz?” deseler yaparız. Hülya Ülger tasarımcımız, aslında bütün emek onda. Biz de yardımcı oluyoruz ona.

Atölyede aranızda bir görev dağılımı var mı?

Şimdi daha ayaklarımızın üstüne sağlam basarak gidiyoruz. Ben sosyal ayağı yürütüyorum. Ankara içi veya Ankara dışı toplantılara ben gidiyorum. Orada ‘Nurcan Yalçın’ olarak ismim yazılsa da atölyeyi temsil ediyorum.

Arkadaşlar burada işleri yürütüyorlar. Bir kişi –Hülya Ülger-  tasarım yapıyor. Bir başka arkadaşımız da danışmanlık yapıyor. Mahallede sorunları olanları ona yönlendiriyoruz. Örneğin, şiddete maruz kalan ya da boşanan ama ne yapacağını bilmeyen kadınları… Bu bizim misyonumuz değil ama kadın olarak duyarlılığımızdan yapıyoruz… İş alanlarla işveren arasında bağlantı kuruyoruz.

Ortaklar dışında kaç kişi çalışıyor atölyede?

Sabit olarak 3 kişiyiz. Ama atölyede işin durumuna göre çalışanlar artabiliyor. Örneğin o gün 1000 çantalık bir sipariş gelmiştir, 8-10 kişi olabiliyoruz. Evlere verdiğimiz işler de oluyor. Zaten bazı kadınlarımız yaşlı ve çocuk bakımından dolayı evden çıkamıyorlar. Onlara da parça başı iş veriyoruz.

İş konusunda çok şeffafız. Atölyemiz kira. Atölyenin gideri 2.000- 2.500 TL ve masraflarımızı tüm çalışanlar bilir. Çalışanlar işi kaça aldığımızı, kaça diktiğimizi bilirler. Sabah dokuzda geliyor akşam yedide çıkıyorlar. Burada yemeklerini yiyorlar. Bölüşüme gelince mesela o gün gelen çanta siparişini 10 kişi dikecekse, kooperatifi de dâhil edip 11 kişi olarak biz o çantanın gelirini bölüşüyoruz. Bölününce ortakların eline geçen de diğerlerinin yevmiyeleri kadar oluyor.

“İş konusunda çok şeffafız.”

Ürünlerinizi nasıl pazarlıyorsunuz? Aracı kullanıyor musunuz?

Atölyemizin kurulma sebeplerinden biri de aracıyı ortadan kaldırmak. Örneğin kadın gruplarıyla çalıştığımız için toplantılarda zaten bizi arıyorlar. ILO, Başkent Üniversitesi gibi kurumlarla çalışıyoruz. Doğrudan bizi buluyorlar, bize geliyorlar.

Bunun yanında Sabancı ve İstanbul Modern müzelerinde satılan ürünleri (çanta) biz dikiyoruz. Üreten biziz ama doğrudan onlara ulaşamıyoruz. Burada aracılar devreye giriyor. Mesela Boynerler kadınlar için çok çalışma yaptı ama onlara ulaşamadık. Bizim çantalarımız mağazalarında yer alabilirdi.

Diğer kooperatiflerle işbirliğiniz var mı?

KEDV aracılığıyla oluşturulan 60 kişilik bir Whatsapp grubumuz var. Birisi bir şey isteyince hemen birbirimize haber veriyoruz.

Geçen hafta Polatlı’daydım. Orada salça yapan çok güzel bir kooperatif var. Kısmet olursa yeni sezonda salçalarını onların adına burada satacağız.

Pazar sorunun çözülmesi için ne yapılmalı sizce?

60 kadın kooperatifi varsa bunların birkaçı tekstilde. Gerisi hep gıda. Gıda sürekli tüketilen bir şey olduğu için herkes gıdaya yöneliyor. Şu anda organik de çok gündemde. Çanta her zaman tüketilen bir şey olmadığı için insanlar bir çantayı alır aylarca, yıllarca kullanır. Bizim çantalarımızdan şu ana kadar kooperatifler arasında yapan olmadı.

İsteğimiz, kooperatifimizin ve ürünümüzün tanıtılması. Bunu duyurmak… Yaptıklarımız sadece ürün üretmek değil, bunun sosyal ayağı da var. Mesela sadece biz kazanalım demiyoruz. Her gittiğimiz yerde bunu diyoruz. Bizi duyurun. “Zeytindalı Kadın Kooperatifi’nin dikiş atölyesi Mamak’ta!”

“Bize en büyük destek, pazar alanında bizi tanıtmak olur.”

Siz tanıtım için neler yapıyorsunuz, sosyal medyayı kullanıyor musunuz?

Üretimde olduğumuz için bu konuda gerçekten sıkıntımız var. Sosyal medyayı çok kullanamıyoruz. Mesela İnstagram açtık ama çok resim atamıyoruz. Atsak da çok çevreye ulaşamıyoruz. Kendi çevremiz biliyor sadece.

Sizinle bu görüşmeyi yapabilmek için Skype açmakta bile arkadaşımız geldi yardım etti. Mesela İnstagram’da tesadüfen gördüm sizi, yazdım. Sağ olun siz de geri döndünüz hemen.

Son olarak okuyuculara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Kooperatife destek olarak değil de bir kadına destek olarak düşünsünler destek olmak isteyenler. Bir kadına bir damla destek gerçekten 10 kadına ulaşmak oluyor. Bize en büyük destek yine söylüyorum pazar alanında bizi tanıtmak olur. “Zeytindalı Kadın Kooperatifi var!” densin. Zaten iş kalitemize baktıkları zaman bize iş döneceğini biliyoruz. Yeter ki sosyal medyadan ya da farklı kanallardan bizi tanıtsınlar.

Not: Skype aracılığıyla yaptığımız söyleşinin ses kaydı çözümlemesini yapan Güneş Kurtuluş’a teşekkür ederim.

Kategori(ler): Söyleşiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir