Giriş

Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA), bu yıl 4 Temmuz 2026’da kutlanacak Uluslararası Kooperatifler Günü’nün temasını açıkladı (ICA, 2026a): Barışçıl Bir Dünya için Kooperatifler. Bu tema aynı zamanda 15 Eylül’de Panama’da yapılacak ICA’nın 2026 Küresel Konferansı’nın teması olan “Köprüler Kurmak: Barışçıl Bir Dünya için Kooperatif Katkıları” (ICA, 2026b) ile de uyumlu. ICA, konferans için bu temayı niçin seçtiğini şu sözlerle açıklıyor:

“Dünyanın birçok yerinde çatışma, sosyal parçalanma, eşitsizliklerde artış, ekonomik güvensizlik ve güven kaybı yaşanırken; köprüler kurmaya ve toplumlar arası uyumu güçlendiren ve bağlantıları yeniden kuran yaklaşımları desteklemeye yönelik artan bir ihtiyaç var. Eylül ayında Panama’da gerçekleşecek olan bu konferans, kooperatiflerin insanlar, topluluklar ve fikirler arasında köprüler kurarak ve katılım için kapsayıcı alanlar yaratarak barışa yaptıkları katkıları inceleyecek.”

Kooperatif hareketin barışa katkısı konusunu ele almayı amaçlayan bu yazıda kısaca şu dört konu işlenecektir:

  1. ICA’nın barış konusundaki çalışmaları,
  2. İki değerli bilim insanının kooperatiflerin barışa katkısı konusundaki görüşleri,
  3. ILO’nun Filistin-İsrail barış sürecine katkı amacıyla 1999-2000 yılları arasında hazırladığı SHIFT projesi
  4. Terörsüz Türkiye konusunda kooperatiflerin yapabilecekleri.

ICA, kooperatiflerin barışa katkısı konusunda hep ısrarlı olmuştur.

ICA, kuruluşundan itibaren kooperatiflerin barışa olan katkılarını ısrarlı biçimde vurgulamıştır. Barış konulu ilk önerge, kuruluşundan 6 yıl sonra, 1902 yılında Manchester’de toplanan kongrede, ikincisi de 1913 yılında Glasgow’da yapılan kongrede delegelerin oylarıyla kabul edilmiştir. 1939 yılındaki bildiride de “barış, özgürlük ve kooperatifçilik birbirinden ayrılamaz” denilmiştir.

1942 yılından itibaren de ICA genel kurulları barış konusunda bildiri üretmeye devam etmiştir (ICA Asia and Pasific, 2020). Hemen her kongrede, kooperatifler ve barış konusu kongrenin en temel bildirgesi olarak yayımlanmıştır. Son olarak 2019 yılında ICA Avrupa örgütü, diğer partnerleri ile birlikte “Kooperatifler ve Barış: Demokrasiyi, Katılımcılığı ve Güveni Güçlendirme – Örnek Olay Çalışması Yaklaşımı” başlıklı önemli bir araştırma yayımlamıştır (Cooperatives Europe, 2019). Bu çalışmada sunulan on dört ülkeden yirmi vaka çalışması, farklı çatışma türlerini, aşamalarını ve kooperatiflerin barışa nasıl katkıda bulunduklarını anlatmıştır.

Toplum Yararını Gözetme: Kooperatiflerin Barışla İlişkisi

Concern for Community: The Relevance of Co-operatives to Peace (“Toplum Yararını Gözetme: Kooperatiflerin Barışla İlişkisi”) (MacPherson & Paz, 2015), başlıklı kitap, ICA’nın 1995 Genel Kurulu’nda kabul edilmiş “yeni” kooperatif kimliğini tasarlayan ünlü Kanadalı kooperatifçi bilim insanı Prof. Dr. Ian MacPherson ile İsrail’de Kibbutz hareketinin öncülerinden ve NISPED’in kurucularından Dr. Yehudah Paz tarafından hazırlanmış ve 2015 yılında yayımlanmıştır.  Kitabın yazarı bu iki kooperatif bilim insanı 2013 yılında aramızdan ayrılmışlardır. ILO’da görev yaparken 1995–2006 yılları arasında her ikisi ile tanışmam ve birlikte projeler üretme şansına sahip olmam benim için unutulmaz bir anı olarak yaşamaktadır.

Kooperatif modelinin barış girişimlerine temel bir katkı sağlamasını amaçlayan kitap, MacPherson ve Paz’ın barış inşasının kooperatif işletme modelinin özünde yer aldığına dair inançlarının özünü içermektedir. Kooperatif sektöründeki uzun yıllara dayanan doğrudan deneyimlerinden ve kooperatif çalışmaları alanına yaptıkları katkılardan yola çıkan yazarlar, kooperatifler ve barış konusundaki görüşlerini bu eserle ortaya koymuşlardır.

Kitapta, barışın uluslararası kooperatif hareketinde nasıl önemli bir tema olduğu, tarihsel kayıtlardan ve 1995’teki Kooperatif Kimliği Bildirgesi’nin geliştirilmesinden yararlanarak açıklanmıştır. Yazarlar, kooperatif hareketinin toplum yararını gözetmeye ve daha adil, barışçıl bir dünya inşa etmeye doğal bir köprü oluşturan bir dizi değer ve uygulama geliştirdiğini gösterirken, kooperatiflerin ortaklarını yerel topluluklardaki eşitsizlikleri ve sosyal gerilimleri çözmek için nasıl güçlendirdiğini incelemiş, ayrıca kooperatiflerin savaşın harap ettiği bölgelerde çatışmalar arası ilişkiler kurmada oynayabileceği rolü tanımlamışlardır.

Dr. Ian MacPherson, “Barış savaş alanlarında değil, topluluklarda inşa edilir” diyor. Ve kooperatifler bu bağlamda daha barışçıl bir dünya inşa etmeye en büyük katkıyı sağlayabilirler.”

Dr. Yehudah Paz da, “Barış yapma, kooperatif hareketinin büyümesinin merkezinde yer alıyor ve kooperatifler, topluluklar, bölgeler ve uluslar içinde ve arasında komşudan komşuya barış yapma ve çatışma çözümü konularında önem taşıyor” diyor.

Tarihe not düşmek için: Filistin-İsrail çatışmasını sonlandırmayı amaçlayan barış görüşmelerine kooperatiflerin katkısı

1999 sonu ve 2000’li yılların başında Kudüs’te, Birleşmiş Milletler Kalkınma Örgütü UNDP’nin Kudüs Ofisi’nde, düzenlenen bir ILO seminerinde, her iki ülkedeki kooperatifler arasında işbirliğinin geliştirilmesi konusunda bir bildiri sunmuştum. 20 kadar Filistin ve İsrail kooperatifinden temsilcilerin katıldığı bu toplantıda sonraki yıllarda yukarıda tanıttığım kitabı yazacak Dr. Yehudah Paz ile tanışmıştım. Dr. Paz,  iki ülke arasında barış sağlanması konusunda uzun yıllardır ısrarlı çalışmaları ile bilinen ve Filistinliler tarafından da sevilen ve takdir edilen İsrailli bir bilim insanıydı.

Seminer sonunda, o yıllarda Oslo’da devam etmekte olan Filistin-İsrail barış görüşmelerine katkıda bulunmak üzere her iki kesimin kooperatifleri için bir kooperatifler arası işbirliği projesi hazırlanması önerisinde bulunulmuş ve bu proje tasarısının ILO tarafından hazırlanması istenilmişti. Seminerde hazır bulunduğum ve bu konuda bir bildiri sunmuş olduğum için bu proje dokümanının hazırlanması görevi bana düşmüştü. Proje taslağı hazırlandıktan sonra tekrar buluşup metni birlikte sonuçlandırmak üzere dağılmıştık.

SHIFT – Shaping the Future Together (Geleceği Birlikte Şekillendirelim)

Yıllık iznimi kullanmak için Ankara’ya geldiğimde zamanımın tamamını proje dokümanını hazırlamaya ayırmış ve taslak dokümanı “SHIFT – Shaping the Future Together (Geleceği Birlikte Şekillendirelim)” başlığı altında hazırlamıştım. Bir ay kadar sonra Kudüs’te tekrar buluştuğumuzda, Filistinli ve İsrailli tüm katılımcılar projeye böyle bir başlık bulduğum için beni kutlamışlardı.

Proje tasarısı esas olarak devam etmekte olan barış görüşmelerine her iki toplumun yerel halk örgütleri olarak kooperatiflerin nasıl katkıda bulunabileceklerini anlatıyordu. Esas olarak kooperatiflerin ortak eğitim ve istihdam yaratma yolu ile barış sürecine katkıda bulunmaları amaçlanıyordu.

Toplantıda her iki kesimden de çok yararlı katkılar yapıldı. Her iki kesimin kooperatifleri de barış istiyordu ve kooperatiflerin bu barışın sağlanmasında ve sürdürülmesinde önemli bir rol oynayabileceklerine inanılıyordu. İsrail kooperatiflerinin önerilerini Dr. Yehudah Paz, Filistin kooperatiflerinin önerilerini de Çalışma Bakanlığı Kooperatifler Genel Müdürü Ghazi Abu Daher açıklıyordu. Toplantıda ayrıca ILO’nun Filistin/Kudüs Ofisi’nin yöneticisi Mounir Kleibo da hazır bulunmuştu.

Toplantı sonunda SHIFT projesi genel hatları ile şöyle şekillenmişti:

  • Başlangıçta Filistin ve İsrail’de bulunan kooperatiflerin yöneticileri bir araya getirilerek, projenin amacı ve her iki kesimin kooperatiflerinin barış sürecinde dayanışma halinde olmalarının ve birlikte hareket etmelerinin barış için önemli olduğunu anlatılacak;
  • Her iki kesimin kooperatifleri, gençler ve kadınlar için istihdam yaratmayı öncelikli hedefleri arasına alacaklar, ortak eğitim seminerleri düzenleyecekler;
  • Filistin ve İsrail kooperatiflerinin yöneticileri sık sık bir araya gelerek devam eden barış görüşmelerini desteklediklerini belirtip, barışın sürdürülmesine katkı sağlayacak bir strateji belirleyecekler ve ortak çalışmaları konusunda ülkelerin politikacılarını bilgilendirecekler;
  • Kooperatifler arası ticareti geliştirmeye öncelik verilecek ve ortak üretim ve işleme, değerlendirme, pazarlama konuları ele alınacak. İlk olarak, geçmişte tahrip edilen zeytin ağaçlarının ‘tedavi’ edilmesi ve ortak zeytinyağı fabrikası kurulması planlanacak;
  • Kooperatif toplantılarında üzerinde mutabık kalınan ve iki toplum arasında sürdürülen barış görüşmelerini destekleyen bildiriler okunacak ve dağıtılacak;
  • Her iki tarafın kooperatifleri, başta ICA , BM ve ILO olmak üzere uluslararası kuruluşları ortak çalışmaları konusunda bilgilendirecek ve destek isteyecek;
  • Ortak bir kurul oluşturularak, kooperatiflerin barışa katkıda bulunmayı amaçlayan çalışmaları konusunda Oslo barış görüşmelerini yürüten heyet bilgilendirilecek.

Yazık oldu…

Kudüs’teki bu toplantıdan sonra, proje dokümanı üzerindeki çalışmalar ILO’nun Cenevre’deki merkezinde devam etmiş ve Dr. Paz ile birkaç toplantı daha yapılmıştı. Projenin nasıl finanse edileceği konusundaki görüşmelere ILO Kooperatif Bölümü’nde görevli başta Mark Levin ve Jürgen Schwettmann’ın yanı sıra projeyi hazırlayan olarak ben katılmıştım. Görüşmeler sonucunda, Mark Levin ve Yehudah Paz’ın projeye ve barış görüşmelerine ilgi duyan İskandinav ülkelerini ziyaret etmeleri ve bu ülkelerin hükümetlerinden projeye destek istemeleri kararlaştırılmıştı. Bu ziyaretlerden çıkan sonuç, projenin finansmanına karar verilmesi için Oslo barış görüşmeleri sonucunun beklenmesi idi.

Nihayetinde, Oslo barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı ve Filistin ve İsrail kooperatiflerinin büyük umut bağladıkları SHIFT projesi de böylelikle akamete uğramış oldu. Çok yazık oldu ve SHİFT proje girişimi, hazırlanmasına katkıda bulunan ve büyük umutlar besleyenler açısından hazin bir başarısızlık hikâyesi olarak kaldı.

Daha yakın tarihlere geldiğimizde, ICA 31 Ekim 2023 tarihinde yaptığı bir açıklama ile barış çağrısında bulunmuş, İsrail ve Filistin’de sivillere yönelik saldırıları kınamış ve Filistinliler için mali yardım kampanyası başlatmıştı. İsrail’deki ICA üyesi Kibbutz hareketi ile Filistin Tarımsal Kooperatifler Örgütü’nün işbirliğine İsrail Hükümeti izin vermemişti. Buna karşın Kibbutz hareketi, Gazze’ye yardım konusunda uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmıştı.

Ve son olarak şu söylenmeli: Son bir yılda İsrail Hükümeti’nin Filistin’in Gazze bölgesinde acımasızca ve vahşice, sivil halk, kadın ve çocuk ayırımı yapmadan insanlığın asla kabul edemeyeceği sistemli bir katliam yapması, politikacıların barış özlemi ile kıvranan kooperatifler ve sivil toplum kuruluşlarını dikkate almamalarının ve dinlememelerinin hazin bir sonucu olarak tarihteki yerini aldı.

Acaba diyorum, Oslo barış görüşmeleri başarı ile sonuçlanmış olsa ve SHIFT projesi de uygulama şansı bulsa idi, bu girişimden 25 yıl sonra 2025 yılında yine de İsrail’in Filistin ile ilgili öldürücü ve kahredici planı uygulamaya konulur muydu? En azından, Filistin ve İsrail kooperatifleri, birlikte hareket edebilseler ve yerel toplumları harekete geçirebilselerdi, diğer sivil toplum kuruluşları da bunlara katılır ve bu insanlık dışı katliama mani olurlardı diye düşünüyorum.

Hüseyin Polat eski Kudüs’te “Damascus/Şam Kapısı” olarak bilinen kuzeybatı kapısının girişinde. (Fotoğraf: Mounir Kleibo)

Türkiye’de “terörsüz Türkiye” sürecinin başarılı olmasında kooperatifler neler yapabilir?

SHIFT proje girişimi konusunda deneyimi olan bir kooperatif saha elemanı olarak görüşlerimin bu alanda çalışma yapacaklar için yararlı olabileceğini düşündüğümden yazımın bu bölümünde yukarıdaki sorunun yanıtı üzerinde durmak istiyorum.

Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor: Terörsüz Türkiye’de kardeşlik ve demokrasinin güçlendirilmesi

TBMM’nin Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporunun kapağı

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 25 Temmuz 2025 tarihinde Meclis’te temsil edilen siyasi partilere yapılan yazılı daveti takiben 5 Ağustos 2025 tarihinde çalışmalarına fiilen başladı. Komisyon Raporu’nun sunuş bölümünün bir yerinde durum tespiti konusunda özetle şunlar söylenmiştir (TBMM, 2026):

“Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmakta, siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir.”

“Komisyonumuz, on yıllardır ülkemizin enerjisini tüketen ve kardeşi kardeşten uzaklaştırmaya çalışanların provoke ettiği bir meseleye yeni bir gözle bakma iradesinin yansımasıdır. Attığımız her adım, bu kadim coğrafyada barış ve kardeşliği tahkim etmeye yönelik olacaktır. Bu çerçevede Terörsüz Türkiye, esasında terörsüz bir bölge demektir. Bu hedef, aynı zamanda bölgenin barış ve esenliğine odaklı bir vizyon olarak tezahür etmiştir.”

“Bölgenin ekonomik gelişimini güçlendirmek amacıyla hazırlanan programların kararlılıkla uygulanmasına devam edilecektir. Bu programlar, kalıcı istihdam alanları oluşturmayı, vatandaşlarımızın yaşam standartlarını yükseltmeyi ve sosyal refahı yaygınlaştırmayı hedeflemektedir. Bilhassa gençlerimizin doğdukları topraklarda umutla yaşayabilecekleri, üretebilecekleri ve geleceklerini inşa edebilecekleri imkânların sağlanması bu yaklaşımın temel öncelikleri arasında yer almaktadır. Böylece göçü zorunlu kılan şartların ortadan kaldırılması ve bölgesel kalkınmanın sürdürülebilirliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.”

Komisyon Raporunda ayrıca Ortak Projelerden söz edilmektedir:

Ortak projeler; kalkınma, eğitim, istihdam, yerel ekonomi, kültürel hayat, sosyal destek mekanizmaları, şehircilik ve müşterek kamusal hizmet kapasitesi gibi alanlarda kapsayıcı ve ölçülebilir sonuç üreten programların aynı hedefe bağlanmasıdır. Kalkınmanın hızlandırılmasından eğitimin niteliğinin yükseltilmesine, yerel ekonominin güçlendirilmesinden sosyal politikaların derinleştirilmesine kadar geniş bir alanda, ortak geleceğin gündelik hayata temas eden tarafı güçlenecektir. Ortak projeler kardeşlik bilincinin kurumsal ve toplumsal karşılığıdır. Bu projeler, provokasyonlara açık boşlukların daralmasına, kırılganlıkların yönetilebilir hâle gelmesine, toplumsal psikolojinin güçlenmesine ve barışın kalıcılaşmasına hizmet eden mekanizmayı oluşturacaktır.”

“Komisyonun dinleme ve müzakere sürecinde ortaya çıkan müşterek kanaatler, ortak gelecek hedefinin ortak projeler yoluyla sahiplenildiğinde daha geniş bir toplumsal kabul ürettiğini ve bütünleşmeyi hızlandırdığını teyit etmektedir. Böylelikle millî dayanışma, kardeşlik ve demokrasi hedefi, ortak gelecek fikrini büyüten, ortak projelerle tahkim edilen ve millî iradenin gözetiminde kurumsal teminat kazanan kalıcı bir toplumsal barış düzenine dönüşmektedir.”

Türkiye’nin Güneydoğusunda kooperatifler barış ve kardeşliğin güçlendirilmesine nasıl katkıda bulunabilirler?

Komisyon Raporu’nun TBMM’de görüşülüp kabul edilmesinden sonra, raporda sözü edilen yasal ve idari düzenlemelerin yapılması ile bölgede yeni bir dönemin başlaması beklenmektedir. Umuyoruz ve bekliyoruz ki bu süreç, daha önceki gibi akamete uğramayacaktır.

Oksijen Gazetesi’nden Bekir Ağardır (2026), kamuoyu araştırmalarına atıfta bulunarak, kutuplaşmanın giderek ideolojik olmaktan çıkıp duygusal hale geldiğini söylüyor. “Barış istiyoruz. Ama Türk barış derken başka şey anlıyor, Kürt barış derken başka şey. Belki de barışın gerektireceklerine henüz hazır değiliz. Geçmişte siyaset konuştu, devlet konuştu, örgüt konuştu. Ama toplum yeterince konuşmadı. Biliyoruz ki toplumsallaşamayan hiçbir siyasal proje uzun ömürlü olamıyor.”

O nedenle de bu yeni dönemde kooperatiflerin, yerel toplum içerisinde ve toplumlar arasında sürekli bir barışın ve kardeşliğin yaratılmasına ve güçlendirilmesine, dahası, toplumun çözümler konusunda konuşmaya başlamalarına katkıda bulunabileceklerini düşünüyorum.

Neden kooperatif?

Kooperatifler yalnızca ekonomik işletmeler değildir; farklı toplumsal kesimlerin ortak çıkar temelinde bir araya gelmesini sağlayan demokratik katılım mekanizmalarıdır. Bu nedenle çatışma sonrası toplumlarda güvenin yeniden inşası, ortak üretim kültürünün geliştirilmesi ve gündelik yaşamda barışın kurumsallaştırılması açısından özel bir işleve sahip olabilirler.

Raporda sözü edilen ortak projelerin geliştirilmesi, kardeşlik ve huzur ortamının sağlanması, istidam yaratılması ve yerel ekonominin güçlendirilmesinde kooperatiflere büyük görevler düşmekte. Bu görevler şunları kapsayabilir:

  1. Öncelikle, bölgedeki kooperatif ortakları arasında kooperatif değerlerinden biri olan “eşitlik”e uyulmalı ve ortaklığa kabulde de kooperatif ilkelerinin birincisi olan “herkese açık ortaklık” ilkesi, hiçbir ayırım gözetmeksizin uygulanmalıdır. Bu, kooperatifin iç yapısını güçlendirecek ve demokratik katılımın tam anlamı ile uygulanmasını sağlayacaktır. Kooperatif ortakları ve yöneticileri arasında bölgede yaşayan farklı etnik gruplar bulunması, toplumda kardeşlik ve hoşgörü ortamının yaygınlaşmasına katkı sağlayacaktır.
  2. İkinci olarak, kooperatifler “sosyal sorumluluk” bilinci ile hareket ederek, dışlanmış grupları da kapsayacak eşit yurttaşlar yaratılmasına katkıda bulunmak amacıyla bugüne kadar farklı nedenlerle ayrımcılığa tabi tutulmuş kesimleri örgütlemeye ve kooperatif hizmetlerinden onların da yararlanmalarını sağlamaya özen göstermelidirler.
  3. Kültürel değerler: Kooperatifçiğin tanımında da yer aldığı gibi, kooperatif yönetimi, farklı kültürlerden gelen kooperatif ortaklarının değerlerine saygı göstermeli ve kültürlerini yaşatmak konusunda kendilerine fırsat tanınmasını sağlamalıdır.
  4. Kadın-erkek eşitliği: Bölgenin bazı kırsal alanlarında kadınların ekonomik ve toplumsal yaşama katılımında çeşitli yapısal engeller bulunduğu bilinmektedir. Kooperatifler kadınların üretim, yönetime katılım, gelir elde etme ve karar alma süreçlerinde güçlendirilmesine yönelik özel programlar geliştirebilirler.
  5. Gençler için fırsat yaratılması: Farklı toplum kesimlerinden gelen gençlere farklı nedenlerle istihdam ve meslek edinmede bu güne kadar eşit fırsatlar yaratılmamış olabilir. O nedenle, kooperatifler, özellikle mesleki eğitim ve meslek edinmelerinde Kürt kökenli gençler için yeni fırsatlar yaratılmasına öncülük etmelidir.
  6. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre değil de diğer kanunlara göre kurulmuş olan Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri ve bölge birlikleri, kamu kaynaklarını da kullanabildikleri için, işletmelerinde işsiz Kürt kökenli gençlerin istihdam edilmelerini planlamalıdırlar.
  7. Ve nihayet, kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği, Milli Dayanışma, Demokrasi ve Kardeşlik Raporu’nun uygulanmasında bölgede bulunan kooperatiflere yardımcı olacak adımları atmalıdırlar.

Sonuç

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün. Dünya kooperatif hareketten, çok güçlü bir toplumsal hareket olduğu için, barış konusunda çok şeyler bekliyor. Kooperatif hareketi temsilen ICA’nın kooperatif hareketinin “barış ekonomisi” yaklaşımını yeterince geliştiremediği söyleniyor. ICA daha çok bildiri yayımlamakla yetiniyor. İşin politik ve daha çok hükümetleri ilgilendiren boyutu nedeni ile ICA içerisinde herhangi bir “eylem” kararının alınması da çok güç gözüküyor. Oysa, iklim krizi, göç, eşitsizlik ve çatışmalar çağında kooperatiflerin sosyal dayanışma altyapısı olarak yeniden düşünülmesi gerektiği akla geliyor.

Bu nedenle, Türkiye’de kooperatiflerin toplumsal barışın güçlendirilmesinde üstleneceği rol, yalnızca ulusal ölçekte değil, uluslararası kooperatif hareketi açısından da dikkatle incelenmesi gereken özgün bir deneyim oluşturabilir. Ancak, yazının hazırlandığı günlerde henüz tamamlanmamış olduğundan, sürecin nasıl ve nereye evrileceği bilinmemektedir. Öte yandan, kooperatiflerin süreç konusunda görüş bildirme kısıtlamaları ve farklı görüşleri olduğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, yazıda yer alan kooperatiflerin sürece katkıda bulunmak amacıyla yapabileceklerine ilişkin öneriler, “kooperatiflerin potansiyeli” olarak dikkate alınabilir.

Kaynaklar

Ağırdır, B. (2026, 22-28 Mayıs). Tıkandı mı tıkanmadı mı tartışmalarının ötesinde “Terörsüz Türkiye” süreci. Oksijen Gazetesi, sayfa 27. https://gazeteoksijen.com/yazarlar/bekir-agirdir/tikandi-mi-tikanmadi-mi-tartismalarinin-otesinde-terorsuz-turkiye-sureci-276307

Cooperatives Europe. (2019). Cooperatives and peace: Strengthening democracy, participation and rrust – a case study approach. https://ccr.ica.coop/en/media/library/cooperatives-and-peace-report-cooperatives-contributions-peacebuilding-and-conflict

ICA Asia and Pasific. (2020). Celebrating 125 years of ICA: Bringing the future into focus. https://www.icaroap.icaap.coop/icanews/celebrating-125-years-ica-bringing-future-focus

ICA. (2026a, 12 Mayıs). Theme Announced for CoopsDay 2025: Driving Inclusive and Sustainable Solutions for a Better World. https://ica.coop/en/newsroom/news/theme-announced-coopsday-2025-driving-inclusive-and-sustainable-solutions-better

ICA. (2026b). ICA Global Conference and General Assemblies 2026 in Panama. https://ica.coop/en/events/ica-global-conference-and-general-assemblies-2026-panama

MacPherson, I., Paz, Y. (2015). Concern for community: The relevance of co-operatives to peace. J. Emmanuel (Ed.). Joy Emmanuel – Turning Times Research and Consulting. https://ccr.ica.coop/sites/default/files/2021-11/TUNI10015655%285%29.pdf

TBMM. (2026,  18 Şubat). Millî dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonu raporu. https://www.tbmm.gov.tr/Files/Komisyonlar/MilliDayanismaKardeslikDemokrasiKomisyonu/Komisyon_Raporu.pdf

Paylaş:
Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir