İklim değişikliğinin yol açtığı seller ve orman yangınları karşısında korkmamak mümkün değil. Ancak ağırlaşan krizlerin çözümü, korkuya kapılıp hareketsiz kalmak olamaz. Dr. Elizabeth Sawin yazısında, “iklim felci” durumundan çıkış için çoklu çözüm önerisini tartışıyor. İklim krizi pek çok başka krizle bağlantılı olduğundan, iklim eylemiyle sağlık, refah ve eşitlik üzerinde olumlu değişiklikler yaratmak olası.


Bizi felçten eyleme taşıyabilecek “çoklu çözüm” adı verilen bir yaklaşım var.

Bu yaz, iklim krizi gerçeğinin kabullenildiği yaz olarak akıllarda kalabilir. Kuzeybatı Pasifik’te yaklaşık 800 kişiyi öldüren bir sıcak hava dalgası; Almanya, Çin ve başka yerlerde seller; Oregon ve California’da yayılan orman yangınları var.

İklim değişikliği giderek artan bir şekilde; halk sağlığı felaketlerine, ekonomik kayıplara, ekosistem yıkımına ve eşitsizliğin artmasına neden oluyor. Bu koşullar altında, güçlü tepkiler beklenebilir. Korkmalıyız.

Ancak, pandeminin etkileriyle zaten bitkin düşmüş yaslı zihinlere ve kalplere bir doz korku eklediğinizde kesinlikle göze alamayacağımız bir şey ortaya çıkabilir: Felç.

Neyse ki, bizi felçten eyleme taşıyabilecek “çoklu çözüm” adı verilen bir yaklaşım var. İşin özü şu: İklim değişikliği pek çok başka krizle bağlantılı olduğundan, iklim eyleminin sağlığa, refaha ve eşitliğe faydası olabilir. Bunu anladığımızda, olumlu eylem için yeni ittifaklar kurabiliriz.

Bu görev acildir. Selleri önleme, yangınlarla mücadele ve su kaynaklarını koruma konularında yatırımlara ihtiyacımız var. Yükselen denizlere ve öldürücü sıcaklıklara hazırlanmamız gerekiyor. Halk sağlığı sistemleri ve acil durum yönetimi için daha büyük bütçelere ihtiyacımız var. Fosil yakıtlardan ve yarattıkları ısıyı hapseden kirlilikten hızla uzaklaşmamız gerekiyor. Bu adımların tümü yeni politikalar, yeni finansal akışlar ve çok fazla sıkı çalışma gerektiriyor.

Yine de iklim değişikliğinin en kötüsünü önlemek elimizde. Aslında, yapmamız gereken eylemlerin çoğu kendi maliyetini karşılıyor.

Science dergisinde 2020 yılında yayımlanan bir araştırma, Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşma yolunda ilerlemenin yıllık maliyetinin yaklaşık 1,4 trilyon dolar olacağını buldu. Bu yıllık fatura, hükümetlerin COVID-19’da ekonomik toparlanmaya harcadıkları 17 trilyon doların yüzde onundan az.

İklim eylemi hayat kurtaracak ve tasarruf sağlayacak. Çünkü, fosil yakıt kirliliğinin sağlık ve ekonomi üzerinde muazzam bir etkisi var. Yalnızca ABD’de, hava kirliliğinin ve iklim değişikliğinin sağlık maliyetleri şimdiden yıllık 800 milyar doların çok üzerinde. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmanın sağlık faydalarının değeri, maliyetleri aşmaktadır.

Küresel tablo bu. Topluluklarımızda, iklim değişikliğini önlemek ve ona hazırlanmak için gereken eylemler, bize ne zamandır istediğimiz şeylerin fazlasını verirken; zarar veren şeyleri azaltabilir.

Ağaçların sıralandığı sokaklar, parklar, yeşil çatılar, yağmur bahçeleri ve restore edilmiş sulak alanlarla şehirlerimizi yeşillendirmek, aynı anda birçok sorunu çözüyor. Gölge yapan ağaçlar, sıcak hava dalgalarında evleri serin tutmaya yardımcı olurken; enerji faturalarını ve sera gazı emisyonlarını düşürürler. Yeşillik ve sulak alanlar, suyu emerek ve yavaşlatarak taşkınları önler. Bu ağaçların ve sulak alanların bakımı, dış kaynaklardan temin edilemeyecek iyi işler sağlar.

Şehirler ayrıca, çocuklar için güvenli olan korumalı bisiklet şeritleri ve hava kirliliğine yol açmayan temiz otobüsler gibi, insanların ilerleyebileceği düşük karbonlu yollar yaratarak çoklu çözüm üretebilir. Bu otobüslerin üretimi ve kullanımı daha fazla iş yaratır.

Rüzgâr ve güneş gibi temiz enerji için de durum öyle. Daha fazla iş ve daha az hava kirliliği. Bu temiz enerji, yüksek enerji verimliliğine sahip evlere akarsa; bu evlerde yaşayan insanların enerji faturaları düşer, gıda, ilaç ve eğitim için daha fazla paraları kalır. Bir sıcak hava dalgası veya bir fırtınada elektrik kesilirse, iyi yalıtılmış bu evler daha uzun süre korunaklı kalacaktır.

Doğru yapıldığında, çoklu çözüm adaletsizlikleri ortadan kaldırabilir, böylece fosil yakıt çıkarmanın ve yakmanın yükünü taşıyan topluluklar yeni temiz enerji ekonomisinde öncü bir rol oynayabilirler.

Potansiyeli gerçeğe nasıl dönüştürürüz? Fayda ve maliyetlerin hepsinin hesaba katılması için parçaları bir araya getirdik. Sağlık uzmanlarını iklim mevzuatının hazırlanmasına dâhil ediyoruz. İstihdamın ve işgücü geliştirmenin, enerji politikasının önemli bir parçası olmasını sağlıyoruz.

Buna benzer fikirlerin ilk tohumları görünüyor. Biden Yönetiminin iklim değişikliğine “tüm hükümet” yaklaşımı vizyonu ve Avrupa Birliği’nin bir Sosyal İklim Fonunu içeren yeni iklim önerileri var. Sağlığı, iklim eylem planlarının kapsamına alan Kosta Rika, Kolombiya, Laos ve Senegal gibi ülkeler var.

Ancak sel ve yangınların durmaksızın hatırlattığı gibi zaman daralıyor. Tohumların tam potansiyellerine ulaşmaları için hızla büyümeleri gerekiyor.

Her birimizin üstleneceği bir görev var. Seçmenler, ısrarla çoklu çözümler sunan iklim politikasını talep etmeli. Gazeteciler, insanların, yapbozun parçalarının nasıl bir araya geldiğini görmelerine yardımcı olmalı. Aktivistler; iş, sağlık ve adalete bağlı bir iklim eylemi talep etmelidir.

Felç olmamalıyız ya da güçsüz hissetmemeliyiz. Bugün, iklim değişikliğinin maliyetlerinin katlanabileceğimizden çok daha fazla olduğu her zamankinden daha açık. Buna rağmen, krize çoklu çözüm yaklaşımıyla daha sağlıklı, daha gönençli ve daha adil bir dünya elimizin altında.


Not 1: Dr. Elizabeth Sawin’in Nations of Change internet sitesinde 5 Ağustos 2021 tarihinde yayımlanan yazısından Aylin Çiğdem Köne tarafından çevrilmiştir. Erişim

Not 2: Öne çıkan görsel, Callum Shaw — Unsplash

Kategori(ler): Görüş Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.